Oktay Rıfat – Bay Lear Pdf Kitap İndir

Ünlü yazar Oktay Rıfat’ın eserlerinden birisi olan Bay Lear büyük bir ilgi görmüştür. Özellikle okurların yoğun ilgisi ile karşılaşan kitapta birçok ayrıntıya yer verilmiştir. Olay örgüsü, karakterler ve sunulan atmosfer ilgi gören noktaların başında gelmektedir. Dünya çapında ünlü yazarlar tarafından da incelenen Bay Lear isimli roman büyük oranda beğeni toplamış ve olumlu yönde eleştirili almıştır. Ayrıca sektörün önde gelen markaları ilgili kitabı en iyi çıkış yapan romanlar arasında sergilemiştir. Oktay Rıfat’ın ölümsüz eseri Bay Lear’da anlatılan hikaye derinden etkileyen unsurlara sahiptir. Duygusal değişimlere hazırsanız bu romanı okuyarak kendinize muhteşem bir alternatif yaratabilirsiniz. Aynı zamanda romanın tanıtım bülteninde yer verilen ifadeleri incelediğinizde roman hakkında bilgi sahibi olabilir ve konusunu az çok anlayabilirsiniz.

Oktay Rıfat’ın Bay Lear isimli romanının tanıtım bülteninde yer verilen ifadeler şu şekildedir; “Rastlantıdan kaçma. Rastlantının kucağına düş, o senden akıllı,” diyen Oktay Rifat, 1982 yılında yayımlanan üçüncü romanı Bay Lear’de, Shakespeare’in, krallığını kızları arasından bölüştürmek isteyen ve sahip olduğu gücü paylaştırmaya kalkışınca kendisini trajik olayların kucağında bulan yaşlı kralı Lear gibi bir yaşlı adamın çevresinde kurar hikâyesini. Bir de yıldızım var kimi zaman başımı kaldırıp baktığım, her seferinde bulduğum. Bir üçgenin uçlarıyız. Kıyıdaki yıldız pencere, gökteki yıldız, taraçada ben. Denize bakmadan eve giremem. Eve girmeden denizi düşünemem. Ay ışığında, aralık bıraktığı kapıyı itiyorum usulca. Elimi tutuyor, elleri soğuk. Vermekten çekiniyor elini soğuk olduğu için, biliyorum bunu. Perdesini aralıyor, oturuyoruz yan yana ağaçlara karşı ağır memeleri avucumda. Perdeleri inik her zaman. O gün açıktı, bugünkü gibi aklımda, bahçenin ağaç karaltısı, yalnızlığı ve susuzluğu ömrün ve her çeşmenin başında duran o nöbetçi bendim, kendim için, onun için. O durağa varmamız gerekli. Yan yana oturduk ayı görünmeyen gecenin açık karaltısında. Belli ki bir dolap ve sandalye bize bakıyor. Tiftik battaniyenin tüyleri uzun, saçları ağzıma giriyor, elim en sıcak kuyuda. Ata binip dönüyorum yalıya. At yok. Bir kamçı vuruyorum sağrısına ağaçların içinden düz gidiyor önce, yamaçtan aşağı sarınca yitiyor gözden. Fatma yok, dönmedi. Uzandık yan yana. Geldi korkarak iç denizine gecemin, elimi uzattım ve tuttum. At kapıda bekliyor yalıda. Kayık daha bitmedi.”

Yorum Yapılmamış

Yorumlar kapalı.